Portekiz’de Bir Türk Yurdu: Algoz
Portekiz nere, Oğuzlar nere? İlk duyduğunda insanı şaşkına çeviren bu coğrafi bağ, aslında tamamen tarihi gerçeklere dayanıyor. Bugün Portekiz’in güneyindeki Algarve bölgesinde yer alan Algoz kasabası, 12. yüzyılda buraya yerleşen Oğuz Türkleri tarafından kuruldu. Kasabanın resmi Vikipedi sayfasında da yer alan bu bilgiye göre, Arapların bu savaşçılara verdiği “El-Guz” (Oğuzlar) ismi, zamanla evrilerek bugünkü “Algoz” adına dönüştü.
Alarcos Muharebesi ve Tarihin Akışını Değiştiren Okçular
Yıl 1195. Madrid’in güneyindeki Alarcos bölgesinde, Hristiyan Kastilya Krallığı ile Iber Yarımadası’ndaki son büyük Müslüman devlet olan Muvahhidler karşı karşıya gelir. Tarihe Alarcos Muharebesi olarak geçen bu kritik savaşta, Muvahhid ordusunun en ön saflarında çok özel bir birlik vardır: Paralı asker olan Oğuz Türkleri. Doğudan getirdikleri savaş taktikleri ve ellerindeki ölümcül Oğuz yayları (Qusiyy al-Guzz) ile savaşın kaderini belirler ve muazzam bir zafer kazanırlar. İspanyollar ve Portekizliler, “El-Guz”ları yani Oğuzları ilk kez bu savaş meydanında dehşet ve hayranlıkla tanır.
İslam Coğrafyasında Şaman Savaşçılar
Tarihin bu yaprağındaki en ilginç detaylardan biri ise bu Oğuzların inancıdır. Dönemin Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında çok sayıda Türk paralı asker bulunuyordu. Ancak Müslüman olanlara “Türkmen” denirken, eski inançlarını koruyan şaman Oğuzlara “Guzz” deniyordu. İşte Portekiz’de iz bırakan Algozlar da İslamiyet’i henüz kabul etmemiş, Şaman inancına sahip savaşçı Oğuz topluluklarıydı.
Kuzey Afrika’dan Endülüs’e Uzanan Yolculuk
Peki bu savaşçılar Portekiz topraklarına nasıl ulaştı? Orta Çağ kaynaklarına göre bu Oğuzlar, Mısır üzerinden Kuzey Afrika’ya (Trablusgarp ve Tunus) geçen askeri birliklerdi. Başlarında Selahaddin Eyyubi’nin yeğeninin azatlı kölesi olan Karakuş (Qaraqus al-Guzzi) vardı. Savaşçı vasıfları ve yiğitlikleriyle nam salan bu elit birliği fark eden Muvahhid Halifesi Ebu Yusuf Yakub el-Mansur, onları başkentine götürerek sarayın en özel koruma ordusu haline getirdi.
Ayrıcalıklı Askerler ve Gizemli Mezarlıklar
Muvahhid Halifesi, ordusundaki diğer askerlere yılda sadece üç kez ödeme yaparken, Oğuz savaşçılarına her ay düzenli maaş bağlamıştı. Çevresindekilerin tepkisini çekmemek için de “Onlar vatanlarından çok uzaktalar, burada mal mülkleri yok” diyerek bu durumu gerekçelendiriyordu. Kültürlerini ve benliklerini o kadar sıkı koruyorlardı ki, Mağrip’teki (Kuzey Afrika) mezarlıkları bile yerel halkın mezarlıklarından tamamen ayrı, kendi geleneklerine göre inşa edilmişti.
Amerika’nın Keşfine Giden Yol ve Türklerin Ayak İzleri
Muvahhidler devri kapandıktan sonra da Iber Yarımadası’nda kalmaya devam eden Oğuzlar, burada toprak sahibi oldular ve savaşçılık yetenekleriyle varlıklarını sürdürdüler. Hatta tarihçilere göre, Portekiz ve İspanya adına deniz aşırı seferlere katılarak Coğrafi Keşifler ile birlikte Amerika kıtasına kadar uzanan Algoz torunlarının olması işten bile değil. Dünyanın öbür ucundaki bu küçük kasaba, Türklerin ayak basmadığı ve tarihini değiştirmediği neredeyse hiçbir coğrafya olmadığının en canlı kanıtı.


