Bakan Soylu’dan liderlere yönelik eylem iddialarıyla ilgili flaş açıklama

Sadece 2023 yılında 31 terör olayının engellendiğini açıklayan Bakan Soylu terörle mücadeledeki son durumu da paylaştı.

‘Üretimi Çin’e enerjisi Rusya’ya güvenliği ABD’ye bağlı. Böyle bir Avrupa olur mu?’ diyen Soylu, ‘Türkiye’nin bugünkü durumuna ‘tam bağımsızlık’ deniyor.’ ifadelerini kullandı. 

Soylu, depremlerde can kaybı sayısının 50 bin 783’e yükseldiğini belirterek vefat edenlerin 7 bin 302’sinin göçmen olduğunu açıkladı. Liderlere yönelik eylem iddialarıyla ilgili de konuşan Bakan Soylu’nun açıklamalarından satır başları şöyle; 

SEÇİM BÜROLARINA PROVOKATİF SALDIRILAR

Seçimde olaylar olur. Bu muhtar seçimlerinde de olur, genel seçimlerde de olur. 2018 seçimlerinde 311 olay olmuş. Seçime 22 gün kaldı. Şu ana kadar 69 olay oldu. 

Tabi biz bunların hiçbirisinin olmaması için çaba sarf ediyoruz. Gayret ediyoruz, tedbirler alıyoruz. ama Birçok insan seçim zamanında aksiyon ortaya koyuyor. İyi niyetler var, kötü niyetler var, kendini tutamayanlar var. Bu olaylarla ilgili bahsettiğimiz; tabi İstanbul İYİ Parti İl Başkanlığı’na biz kendilerinin silahlı saldırı olarak nitelendirdikleri ama orada bir başka olaydan kaynaklanan bir sonuç olduğu daha sonra tespit edilen ve bu konuda da hem olayın faillerinin hem olayla ilgili tüm kişilerin yaptığı değerlendirmeler, tüm bulgularla, balistik bulgularla elde edilen sonuçta orada esas gözetilen hedefin İYİ Parti olmadığı ve başka bir nokta olduğu belli oldu. Kesin. Orada deliller var. Hukuk deliller üzerinde yürür. 

Delillerin tek bir tarafı yok. Polisi var, hakimi var, savcısı var, adli tıpı var. Bütün bunlarda netleşmiş bir olay sonucu ortaya konulmuş.

Aynı zamanda siyaset sorumluluk ister. Eğer siz sorumsuz davranırsanız… Yani arabanıza atlar ve olayla ilgili değerlendirmeniz olmadan hem tansiyonu yükseltecek açıklamalarda bulunup hem de hedef gözeterek açıklamalarda bulunursanız bu özellikle birçoktarafın olduğu seçimde herkesi ilgilendiren, herkesi de öyle veya böyle itham eden sonuçlarla karşı karşıya bırakır.

Milyonlarca insan koruma almadan geziyor zaten. Orada meseleyi abartarak, meseleyi kendi açısından abartarak başka bir tarafa taşımak isteyen ve onun sonunda da hem sayın Cumhurbaşkanımıza hedef gözeten hem bunun bir siyasi nedenle yapıldığını ifade eden ve burada da tüm toplumu germeye çalışan bir süreç yaşandı. Böylece tansiyon çok doğal olarak İYİ Parti başkanının sorumluluktan uzak açıklamaları sebebiyle başka bir hale taşındı.

BAHÇELİEVLER’DE AK PARTİ BÜROLARINA SALDIRI GİRİŞİMİ

Biz bunları seçim olayları olarak değerlendiririz. Bunu siyaset yükseltmez.Bahçelievler’deki saldırı sonrası sağ duyulu açıklama yapıldı. Kan davasına dönüştürücü açıklamalar olursa olay yükselir. Dünyanın her yerinde böyle olaylar oluyor. Dün akşamki olay son dönemlerdeki karşı karşıya kaldığımız organize suç örgütlerinin yaptığı olaylardan. Buna benzer bir olay olarak görüyorum. Kasklı olur, elinde silah olursa birileri tarafından yaptırılmış olay olabilir. Meselenin her türlü boyutuna bakmak lazım. Hem İstanbul Emniyeti, hem savcılık işin peşinde.

2021 ve 2022’de faili meçhul yoktur. Bütün cinayetler çözülmüştür. Polis ve jandarma teşkilatının geldiği nokta üst düzeydedir.

“TANSİYON ÇOK YÜKSEK SEVİYEDE İLERLEMİYORDU”

Deprem sonrası seçim sürecine girdiğimiz için tansiyon çok yüksek seviyede ilerlemiyordu. Ta ki İYİ Parti’ye isabet eden mermi olayına kadar. Tansiyonun belli bir seviyede ilerleyeceğini düşünüyoruz. Güvenlik birimlerimiz 8 bölgeye gittiler ve seçimler öncesi, seçim günü ve seçim sonrası için 3 ayrı tedbir alınacak. Gerekli tüm tedbirleri alan bir süreci yürütüyoruz. Seçimin huzurunu alt üst edecek birkaç asayiş olay dışında olayla karşılaşmış değiliz.

Türkiye huzur ve güven açısından tarihinin en güzel günlerini yaşıyor. Allah bozmasın. Türkiye’nin huzur ve güveninde gözü olan var mı? Var. Bir de şunu düşünün. Biz ateş topu üzerinde bir coğrafyadayız. Irak ve Suriye… Meksika sınırı yüzünden ABD’nin girdiği sıkıntıyı hepimiz herhalde biliyoruz. Avrupa’nın neredeyse o büyük büyük yöneticilerinin bir araya gelip ‘Biz kaçak göçmen meselesinde nasıl bir tabloyla karşılacağız’ endişesinin yaşadıklarını ve sürekli olarak toplanıp dağıldıklarını hepimiz biliyoruz herhalde. ABD veya Avrupa’da bir okul baskınında veya başka bir toplumsal olayın cereyan etme, nelerle karşı karşıya kaldığını biliyoruz.

Avrupa’nın bizim gibi komşuları yok. Otoritesi olmayan komşuları yok. Irak var, Suriye var. Yıllarca İran’a ambargo var. Libya’da ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Libya bizim komşumuz, deniz komşumuz. Yemen’de neler olduğunu biliyoruz. Bunlar bizim etki coğrafyamız.

“TÜRKİYE BUNLARA TAKILIP KALMAMIŞ”

Buna rağmen Türkiye, Avrupa’da ve yine buna rağmen Türkiye dünyada gerek turizm cazibesi açısından gerek yatırım açısından gerekse bütün bunlara nazaran ihracatın büyümesi açısından ama gerekte Türkiye kendi istikameti açısından önemli adımlar atıyor. Türkiye bunlara takılıp kalmamış. Türkiye, gezi olaylarını yaşamış takılıp kalmamış.

Türkiye 2012’de Gezi olaylarından sonra yatırımların kesilmesi için bir dizi olaylarla karşı karşıya kaldı. Bir de dünyanın elinde olmayan salgın eklendi. Dünyanın en büyük göç dalgası ile karşı karşıya kaldık. Bunun her türlü maliyeti var. Amerika, yanı başımızda terör devleti kurmak istiyor. Bu terör devletini kurduğu andan itibaren maliyeti var. Önlem alıyoruz. Buna karşı 4 büyük operasyon yaptık.

“BİR AMERİKALI OLSAM BU HALE ÜZÜLÜRÜM”

Amerika kalkmadan bu risk kalkmaz. Afganistan’ı ne hale getirdi. Bir Amerikalı olsam bu hale üzülürüm. İnsanlar uçakların tekerlerinden sarktı. Irak’ın kendisini toparlaması, Suriye’nin kendisini toparlaması kolay bir olay değil. Kalıcı maliyetler var. Bu kolay bir iş değil. Amerika uzun zamandan beri terör devletini kurmak istiyor.

“86 TANE DAĞLARDA TERÖRİST KALMIŞ”

40 yılı aşkındır Türkiye mücadelesini veriyor. 86 tane dağlarda terörist kalmış. Türkiye bunun mücadelesini veremeyecek mi…

“ŞIRNAK BİR PETROL ŞEHRİ HALİNE GELİYOR”

Dün Hakkari’deydim, orada Kato Marinos bölgesi terör örgütünün lojistik bölgesiydi. Biz Kato’ya operasyon yaptığımızda yüzlerce terörist vardı. Oranın lojistik kaynağı aktarımını engelledik. Hem lojistik hem insan kaynağı aktarımını kestik. Şu anda orası bizim çinko ithalatımızı gerektirmeyecek madene sahip. Şırnak bir petrol şehri haline geliyor. Bizlere denetmediler, yaptırmadılar. 

6 milyon insanı terör koridoru olarak nitelenen bölgede barındırıyoruz. Orada bu insanların tutulmadığını düşünün. Ya bu insanlar öldürülecek, hapse konacak ya da Türkiye’ye gelecekler. Türkiye ekonomisini buna rağmen ayakta tuttu. Türkiye kafa karışıklığı yaşasa 6-8 Ekim olaylarından sonra başka şeyler olabilirdi. 450 yatırımcı Diyarbakır organize sanayi sitelerinde sıra bekliyor yatırım için.

“TÜRKİYE, O TERÖR DEVLETİNİ KURDURMAZ”

Sadece 2023’te 31 terör olayı engellendi. PKK, fark etmeksizin Kürt’üne de Arap’ına da eylemlerini yaptırabiliyor. Onlarca olayı yakalıyoruz. Fransa, Amerika ve Avrupa’nın başka ülkeleri burada eğitim veriyorlar. Avrupa, PYD’yi destekliyor. ‘Biz onları terör örgütü olarak görmüyoruz’ diyorlar. Yüzlerce TIR’lık yardım yaptılar. Türkiye, tek bir vatandaşı da kalsa bu devleti kurdurmaz. Bunun bugünün işi olduğunu düşünürsek yanılırız. Siz bu hattı kaybederseniz Türkiye’nin bölünmesi başlar. İki büyük destek var, biri fiili destek biri örtülü destek. En büyük desteği Amerika ve Fransa veriyor.

Biz Amerika’ya karşı bir bağışıklık sağladık. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı öldürmeye çalıştılar. Uçağının nereden gittiğini açığa çıkardılar. Garip Fransa’nın nerede bir bağışıklığı olacak. Avrupa Birliği iki başkan vekilinden biri, güzel bir söz söyledi. ‘Kral Çıplak’ dedi. ‘Biz ticaretimizi Çin’e, enerjimizi Rusya’ya güvenliğimizi ABD’ye bağladık’ dedi. Türkiye’nin bugünkü durumuna ‘tam bağımsızlık’ deniyor. Siz enerjinizi bağımsızlaştırırsanız, havalimanınızı yaparsanız, köprülerinizi yaparsanız bu tam bağımsızlık yolunda attığınız adımlardır. Kanada bize ambargo koymuştu. Amerika bize ambargo koydu. Türkiye’yi kısıtlamaya çalıştılar. 

Erdoğan gitsin, Cumhur ittifakı gitsin diyenler buna karar verecekler. Bunlar birbirlerinin maskelerini çaldılar. Aşı vermediler. Bir kendimize bakalım bir de onlara bakalım. Biz bugün Afrika’da varız. Hem enerji yataklarını hem insanları sömürmüşler.

LİDERLERE YÖNELİK İLAVE TEDBİR VAR MI?

Bu konuda biliyorsunuz 1-2 tane beyanat oldu. Bu beyanatlarla ilgili biz ilk beyanatı yapanı emniyete çağırdık. Bu kişiyi de tanırım ben. Geçmişten kim, ne olduğunu bilirim.

– ‘Söyle bakalım. Önemli bir şey söylüyorsun. Türkiye’nin seçim dönemine ve güvenlik dönemine ait.’
* ‘Ben sağdan, soldan duydum’
– ‘Kimden duydun?’
* ‘Kahvedeki konuşmalardan duydum’

“BU ANA MUHALEFETİN YÖNLERDİĞİ BİR KİŞİ”

Böyle bir şey söz konusu değil. Bu ana muhalefet partisinin yönlendirdiği bir kişi. Eski Ülkü Ocakları kimliğini kullanarak bunun üzerinden kendine siyasal bir pozisyon elde etmek veya başka bir pozisyon, -maddi bir pozisyon bunu bilmiyorum- sadece ve sadece siyasetin sorumluluğunu taşıması lazım alandan çok uzak olduğubu değerlendirdiğimiz bir bildirim bunlar, beyanatlar. Aynısını yapıyorlar mı başka yerde? Daha önce olmadı mı bunlar?

Kılıçdaroğlu çıkıp ‘Beni dinliyorlar’ dedi mi, demedi mi? ‘Benim bütün arkadaşlarımı dinliyorlar’ dedi mi demedi mi? Türkiye’yi şuraya getirmek istiyorlar. Milletimize söylemek isterim. Aynen Irak gibi, aynen Suriye gibi Türkiye devletini otoritesiz hale getirmek istiyorlar.

Türkiye’yi şuraya getirmek istiyorlar. Milletimize söylemek isterim. Aynen Irak gibi, aynen Suriye gibi Türkiye devletini otoritesiz hale getirmek istiyorlar.

Bende başka bir şey söylüyorum. Etrafımızdaki bütün ateş çemberine rağmen, içerisinde bulunduğumuz bütün süreçlere rağmen, terör örgütlerine rağmen Türkiye, DHKP/C ile uğraşıyor, TKML ile uğraşıyor, PKK/PYD ile uğraşıyor, Türkiye 2022’de tarihinin en büyük DEAŞ operasyonlarını yaptı. Türkiye bütün etrafındaki bu ateş çemberine rağmen biz burada Türkiye’nin güvenliğini en üst düzeyde tutmaya çalışıyoruz. Ama birileri de Türkiye’ye yine hatırlarsınız, Kılıçdaroğlu Türkiye’ye ‘Güvensiz ülke’ dedi. Madem güvensiz ülke 50 milyon turist Türkiye’ye nasıl geldi?

“LAVRIO MESELESİNİ İZLİYORUZ, TAKİBİMDE”

Yunanistan özellikle gerilen ilişkileri düzeltmek istiyor. Bakanları geldi, hep beraber konuştuk. Sayın cumhurbaşkanımız onlara farklı bir jestdaha yaptı. Onların istediği bir jestti. Biz ilişkilerin gerilmesini istemeyiz. Ama onlar da okyanus ötesinin politikalarına geliyorlar. Ama biz onlara açık ve net konuşuyoruz. Şeffaf konuşuyoruz. Türkiye dış politikasında önemli bir noktaya geldi. Karnından konuşan Türkiye yok artık. Yunanistan ile ilgili ilişkilerini de bir noktaya taşımak istiyor. Dışişleri Bakanı’mız da olumlu politikalar izliyor. Türkiye sağ duyulu politika izliyor. Lavrio meselesini izliyoruz. Benim de takibimde.

İSVEÇ, TÜRKİYE’NİN BEKLEDİĞİ ADIMLARI ATIYOR MU?

O heyetin içinde bizim arkadaşlarımız da var. Terör meselesi olduğu için. Henüz o aşamaya gelinmiş değil. Beklediğimiz alanlarda atılmış adım yok.

DEPREMDE CAN KAYBI 50 BİN 783’E YÜKSELDİ

Başından itibaren adalet bakanlığımız, savcılıklarımız, nüfus genel müdürlüklerimiz, köylerde hayatını kaybedip de ilçenin savcısından ölüm raporu almadan defnedilenler var. Burada göçmen olup vefat eden 7 bin 302 kişi var. Toplamda vefat sayısı 50 bin 783. Hepsi Türkiye vatandaşı değil. Kayıp müracaatı 297 şu anda.

DEPREM BÖLGESİNDE SEÇİM GÜVENLİĞİ

YSK ve Adalet Bakanlığı ile takip ediyoruz. YSK bizden seçimin güvenliğini talep eder. Oy kullanma öncesi hazırlıkların yapılmasını ister. Okulun dış güvenliğinin alınması istenir. Biz bunu sağlarız. Oy torbalarının sandık başkanları tarafından getirilmesinde güvenlik önlemlerinin alınması istenir. Biz bunların hepsini sağlarız. Bu benim İçişleri Bakanı olarak 6. seçimim. PKK, insanlara baskıyla oy kullandırttı. El altından son 3-4 gece önce gidip siyasi baskı yaparlar. ‘Seni biliyoruz’ diye baskı yaparlar. Bütün güvenlik radarlarını açmış durumdayız.

DEPREM BÖLGESİNDE SEÇİM İÇİN KONTEYNER KURULUYOR

Köylere kurduğumuz konteynerleri almayacağız, köylerimizde kalacak. Farklı amaçlarla kullanabilirler. Afet bölgesine seçimlerle ilgili de konteyner yaptırıyoruz. Kritik yerler Hatay, Antakya ve Defne. Antakya’nın 3’te 2’si yok şu an. Dağın eteklerinde bulunan mahallelerde hayat devam ediyor. Seçimler için her türlü tedbiri düşünüyoruz.

HASARLI BİNALARIN YIKIMI

Enkaz kaldırma çalışmaları AFAD’ın kontrolünde yürütülüyor.57 bin enkazın 50 bini bitti. Hatay da dahil olmak üzere 10 gün içinde ağır hasarlı binaların yıkımına başlıyoruz. Hatay’da 3 bin makine çalışıyor. 3-3 buçuk ay içinde yıkımlar bitmiş olacak. Samandağ’da bir kilisenin onarımını üzerimize aldık. Kültür Bakanlığı ve Valilik ile koordine edilerek yapıyoruz.

KIZILAY İLE İLGİLİ TARTIŞMAYA NE DİYOR?

Buna deprem demek ne kadar doğru bilmiyorum. Bunu depremle tanımlandıramayız. Deprem bölgesine gidenler, afet bölgesine oradaki tabloyu gördükleri zaman karşı karşıya kalınan nasıl büyük bir afet olduğunu ve bunun afetin üzerinde başka bir şey olduğunu görüyor.

Burada elbette tüm kurumlara yönelik, kurumların çalışmasını, kapasitesini her şeyi sorgulamak kolay. Dışarıdan bunları anlatmak da kolay bir şey. Bilmediğiniz bir şey söyleyeyim. Ben Kızılay çocuğuyum. Şöyle, çocukluğumdan itibaren ben Kızılay’da Kızılay çalışmaları içerisinde oldum. Babam Kızılaycıydı ben Kızılcaydım. Ben Kızılay’ın 19 yaşında kongre delegesiydim. Ben Kızılay’a halel getiremem, bir şey söyleyemem. Doğru da değil. Biz Kızılaycılarla sahada da çalıştık. Nasıl bir gayret gösterdiklerini, ne büyük mücadele ettiklerini elbette gördüm. Kızılay bizim beslenme grbumuzdu. Aynı zamanda biz Kızılay’dan çadır da temin ediyoruz.

“KIZILAY’A BİR CÜMLE GELMESİNE DAHİL HAKİKATEN ÜZÜLÜRÜM, TAHAMMÜL EDEMEM”

Yani biz ihalelere çıkıyoruz. Açık ihaleden çadır alınır. Yani Kızılay’ın da kendine ait fabrikası var. Kızılay’ın kendine ait bir sorumluluğu daha var. Belki bu tam anlatılamamıştır. Kızılay aynı zamanda bizim çadır aldığımız, aynı zamanda Kızılay kendi adına çadır da biriktirir. Depreme girdiğimiz zaman Kızılay’ın yaklaşık 60 binin üzerinde sadece bize verdikleri hariç, bizim satın aldıklarımız hariç, AFAD’ın, 60 binin üzerinde çadır stoku vardı. Biz de o çadır stokunun tamamını çektik zaten.

Kızılay bunlar için kendi depo kullanır. Türkiye’de Birleşmiş Milletler’in deposu vardır. AFAD’ın deposu vardır. Kızılay’ın deposu vardır. Ama aynı zamanda Kızılay’ın kendi adına bir üreticiliği de söz konusudur. Kızılay bizim beslenme grubumuzun başkanıdır.

Biz AFAD’a mobil mutfaklar yaptırdık. Jandarmamızın mobil mutfakları var. Aynı zamanda polisimizin mobil mutfakları var. Hep AFAD’ın koordinasyonun ‘Bunları yapın’ dediği ve beraber bu konuları bunlara yaptırdık. Ama bunların hepsini Kızılay’ın kendi arabaları var. Bütün bunlarla orada bir operasyon yürütülüyor. Bu operasyonun adı beslenme operasyonu. Bunu da orada paydaşlarımızla beraber yürütüyor. Onun için orada Kızılay bizim özellikle vazgeçemeyeceğimiz bir kurumdur. Kızılay’a bir cümle gelmesine dahil hakikaten üzülürüm. Tahammül edemem. Çünkü gayret gösteriyorlar, mücadele ediyorlar. Burada Kızılay büyük bir aile. Kendi kurumlarımızı heba etmemeliyiz. Bu kurumlar kolay oluşan kurumlar değildir.

EMNİYETTE YENİ YAPILANMA İDDİASI

Orada önemli bir yapı yakaladık. Siyasi bir iltisakı da olan bir yapı yakaladık. Ve bu yapıda hiç tesadüfi olmayan ilişkileri ve bağları gördük. Bu yeni bir olay. Yeni bağları gördük. Örneğin, 20 defa suç işleyip ihraç edilmesi gereken kişi ve kişilerin korunduğunu ve bu yapıyla beraber irtibatı olduğunu ve bunun FETÖ ile ve irtibatlı ve iltisaklı olduğunu, benzeri bir FETÖ aparatı olduğunu ve bunun için başka bir mekanizmalar kurulduğunu gördük.

Şimdi bunların tamamını derledik, topladık. Savcılıklarımıza da intikal ettireceğiz. Hepsi sabit. Hepsi delilli ve yapılan tespitler. Bu tespitlerin üzerine de yürüyeceğiz. Ama önemli olan bulmamız ve bu konu içerisinde kimlerin olduğu değerlendirilmesi. İyi yerlere varır, merak etmeyin. ‘Faili meçhul bırakmıyoruz’ diyoruz.

“KUNDAKTAKİ BEBEK DE BİLİYOR Kİ PKK, KEMAL KILIÇDAROĞLU’NU DESTEKLİYOR”

Muhatap Kemal Kılıçdaroğlu. Bir söz söylüyor kendisi. Bu kimin dilidir. Bunu kim söylüyor uzun yıllardan beri. Bunu PKK söylüyor. Kürtleri terörize etmeye çalışan hat PKK-HDP hattıdır. Çünkü bu işine geliyor. Ne kadar bu dili hakim kılarsa kendi tabanını güçlendirecek. Biz PKK’yı enkaz haline getirdik. Şimdi ne yapmış Hakkâri’de hiçbir çocuğumuz tıp fakültesini kazanamazken 86 çocuğunuz tıp fakültesi kazandı. 6-8 ekim olaylarında evler yakılıp yıkıldı. Yenileri yapıldı. Bütün bu evlerde kendi vatandaşlarımız oturuyor. Onlar bizim kardeşimiz. 85 milyon kardeşiz. Bu dili kullanmak ana muhalefet liderine yakışır mı. Kendisini temizlemek için açığa çıkarmak için söylediği, bütün Kürtler’i zan altında bırakan açıklamadır. HDP siyasi parti olarak değerlendiriliyor ama Diyarbakır annelerinin nezdinde öyle değil. Seçime giremedi. Diyarbakır anneleri sokmadı seçime. Peki kimi destekliyor? Apaçık… Kundaktaki bebek de biliyor ki PKK, Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyor.

“OPERASYONLARIMIZIN BİTİRİLMESİNE YÖNELİK CİDDİ BİR DİL VAR”

Bese Hozat’tan tutun Karasu’ya kadar Kılıçdaroğlu’nu destekliyor. Kılıçdaroğlu kendisini kurtarmak için bütün kürtleri bir kategoriye koyuyor. Erdoğan’dan önce Kürt kardeşlerimiz ‘ben Kürdüm’ diyemiyordu. Tarihin bize emanet ettiği kardeşliğin gerekenlerini yerine getirdi Erdoğan. Bu devlet itina ile davrandı. Biz orada 6-8 Ekim olayları eğitimi, sağlığı, hayvancılığı engelledi mi? Şimdi öğretmen gidiyor mu? Şark Ekspres’inde bir tane boş yer yok. Şırnak’a öğretim üyesi gidiyor, profesör gidiyor. Lice’ye gittim, şimdi orada tekstil fabrikası kuruyoruz. Bir taraftan Mardin’de, bir taraftan Şırnak’ta iş yerleri açılıyor. İnsanlar kendi dillerini istedikleri gibi kullanıyor mu? Seçmeli ders olarak dillerini öğrenebiliyorlar mı? Sayın Kılıçdaroğlu’na tavsiyemiz PKK enkazını kaldırmasınlar. Bu siyasi açıdan tehlikeli bir şeydir. Bugün PKK’nın HDP’nin adayı bellidir, Kılıçdaroğlu’dur. Operasyonlarımızın bitirilmesine yönelik ciddi bir dil var. FETÖ’de 15 Temmuz darbesini yapanları devlete döndürecekler, koruculuk sistemi kaldıracaklar. 110 binin üzerinde ihraç edilenlerin 80 bine yakını mahkeme kararı ile terör iltisakı tespit edilmiştir. Onları döndürecekler. Devlete FETÖ’yü yeniden döndürecekler. Bu ülkede insanlar nasıl ‘Ben Kürdüm’ diyemiyorsa ‘Ben dindarım’ da diyemiyordu.

Erdoğan büyük bir özgürlük havzası getirdi Türkiye’ye. Avrupa’nın kendi değerlendirmeleri kapsamında özgürlüğü söz konusudur. Bana Alman İçişleri Bakanı ‘Süleyman, biz demokrat ve özgür bir ülkeyiz ama Alman polisi aptal değildir dedi. TİP, Kandil’in onayı ile Meclis’e girmişti. PKK’nın onayı ile HDP listelerine girmişlerdir.

“BUGÜNE KADAR NEDEN SÖYLEMEDİNİZ?”

Ne dedi Kılıçdaroğlu, ‘Ben Hak Muhammed Ali’nin yolunda gidiyorum’ dedi. Eline, beline, diline bağlı olan bir kişi, bu ülkenin askeri jandarması uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor der mi? Çocuk katili ile ortaklık yapar mı? Burada da bir samimiyetsizlik var. Seçim için her şeyi mübah görmek anlayışı var. Bugüne kadar neden söylemediniz kardeşim.

“ALEVİ BEKTAŞİ KURUMU TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIMDIR”

Biz yıllarca ticari hayatın içindeydik. 80’lerin sonunda Beşiktaş’ta arkadaşlarımızla iş kurmuştuk. Sonra sigortacılık işine girdik 95’te. 20 bine yakın müşterim oldu. Erdoğan iktidara geldikten sonra o müşterilerin bir bölümünün Alevi olduğunu öğrendim. Doğuda görevini başarı ile yapan kahraman bir emniyet mensubu arkadaşımız Alevidir, babası da dededir. Bir kişi ona demiş ki, Alevileri emniyet müdürü yapmazlar demiş, o da ‘ben aleviyim, babam da dede hatta’ demiş. Ermeni vakıflarının seçimine 5 bine yakın katılım oldu. Bizim oluşturduğumuz iklimin yansımasıdır bu. İlk kez Süryani Kilisesi yapılıyor. Süryani tarihinde ilktir bu. Türkiye bu iklimi ve atmosferi oluşturmuş. Bir taraf Türkiye’yi bölmeye, Türkiye’yi tahrik etmeye çalışıyor. Türkiye’deki fay hatlarını biliyoruz. Yabancılar bunlara dokunuyor. Alevi Bektaşi Kurumu’nu kurduk. Bu kurumun şu anda bir başkanı var. Özellikle Türkiye’deki Alevi Bektaşi Kurumu Türkiye için önemli bir adımdır. Daire başkanlığının üstünde kurum oluşturuldu. Cemevlerini gezdik; talepleri ne ise bu taleplerin yüzde 90’ını tamamladık.

“BİZİMKİ BÜYÜK BİR DAVA”

Görevimizin gereği çok büyük yüzleşmelerle karşı karşıya kalıyoruz. Birçok kez haksızlığa uğruyoruz. Kendi eksikliğimiz olabilir mi, olabilir. İnsanız sonuçta. Bizim yaptığımız meseleyi sadece siyasi olarak düşünmemek lazım. Bizimki büyük bir dava. Biz düşünürken sadece kendi insanlarımızı değil bütün insanlığı düşünüyoruz. Bu yol içinde bu anlayışı, bu davayı ufak tefek kişisel söylemlerin üzerinden değerlendirirsek esas içinde bulunduğumuz meseleyi anlamamış oluruz. İHA’lar da bunu bir parçasıdır. ‘Yarısı Sizden Yarısı Bizden’ kampanyamız da bunun bir parçasıdır.

TÜRKİYE’DE GÖÇMEN SAYISI NE?

Bunlar çok manipüle edilen şeyler. Türkiye’nin jandarması var. Türkiye’nin polisi var. Türkiye’de hemen hemen herkesin biyometrik verileri var. Gelen göçmenlerin de var. Sizlerin de var. Nasıl buluyoruz kimliksiz insanları. 10 bin kişiden 8 binini parmak izinden bulduk. Yüz tanımalar var. Türkiye bu konularda çok üst düzeye gelmiş durumda ve bu konuları iyi yürüten bir Türkiye var. Aynı zamanda da bunları kontrol eden bir Türkiye var.

Biz başka bir tehditle karşı karşıyayız. Dışarıdan bilmediğimiz bir yabancının Türkiye’de olması Allah korusun PKK’nın, PYD’nin, DEAŞ’ın Türkiye’de operasyonu açık hale getirir. Başka ülkeleri de getirir. Bizi de getirir. Başka ülkeler de aynı riskle karşı karşıya. Onun için bu konuya herkesten çok daha fazla titiziz ve biz bunu takip ediyoruz.

Türkiye’de son sayı 3 milyon 411 bin Suriyeli kardeşimiz yaşıyor. Kayıtlı olan. Enteresan bir rakam daha söyleyeceğiz. 2015 yılında Türkiye’den günde 9 bin kişi geçiyordu Avrupa’ya 9 bin 800 kişi. Bu rakamı duydunuz mu? Onun üzerine biz Avrupa Birliği ile bir mutabakat yaptık. Geri Kabul Anlaşması… Biz hepsini yerine getirdik. Avrupa birçoğunu yerine getirmedi. O kadar da açık, net.

Türkiye 2016’dan beri 455 bin göçmeni gönderdi. Geçen yıl deport ettiğimiz göçmen sayısı 135 bin. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir