10 Nisan 2026 tarihinde, Türkiye’deki siyasi durum ve Suriye ile Rojava’daki gelişmeleri değerlendirmek üzere TKP MK PB eski üyesi ve Politika Gazetesi, Yeni Yaşam ile Yeni Özgür Politika yazarı Veysi Sarısözen ile bir röportaj gerçekleştirdik. Rojava’daki son gelişmeleri sorduğumuzda, Sarısözen, bu süreçlerin bir “son” olmadığını vurguladı. Kürt özgürlük mücadelesinin yalnızca Rojava ile sınırlı olmadığını belirten Sarısözen, devrimci süreçlerin tek bir alanda ya da ülkede zafer kazanamayacağını, aynı şekilde bu zaferlerin de yenilgi ile sonlanamayacağını ifade etti.
Sarısözen, Marksist-Leninist devrim ve devlet teorisinin, Ekim Devrimi sonrası edinilen deneyimler ve “reel sosyalizmin” çöküşü ile ortaya çıkan yeni dünya koşullarında yeniden ele alınması gerektiğini savundu. Yenilenmenin devrimci sürecin anlaşılması açısından kritik bir öneme sahip olduğunu dile getiren Sarısözen, Rojava’daki gelişmelerin devrimci sürecin sadece “kurtarılmış bir alan” ile sınırlı kalamayacağını gösterdiğini ifade etti. Bu olumsuz durumların, zayıflık ya da “emperyalizme güvenme” gibi yüzeysel nedenlerle açıklanamayacağını, aksine bölgesel devrimci sürecin gerilemesine yol açan yeni olumsuz koşullarla ilgili olduğunu belirtti.
Tarih boyunca devrimlerin, kapitalist dünya sisteminin güçlü dinamiklerine karşı geliştiğini vurgulayan Sarısözen, bu devrimlerin mevcut sistem içindeki çelişkilerden yararlanarak başarılı olduğunu belirtti. Rojava devriminin de uluslararası ve bölgesel emperyalist güçler arasındaki çelişkilerden faydalandığını ifade eden Sarısözen, İsrail-Hamas çatışması, ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilimler ile BAAS rejiminin çöküşünün, Ortadoğu’daki çelişkileri ABD-İsrail lehine şekillendirdiğini ve bu durumun devrimci süreçlerin savunmaya geçmesine neden olduğunu belirtti.
Rojava’daki YPG güçlerinin, Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelere yönelik stratejik bir çekilme gerçekleştirdiğini ve Kobane’nin abluka altında olmasına rağmen cesur bir direniş gösterdiğini aktaran Sarısözen, Haseke’nin de ayakta kaldığını vurguladı. Türkiye’nin iktidar çevrelerinin Rojava’daki çeşitli kantonları işgal ettiğini ve Kobane’ye yönelik intikam almak amacıyla Colani rejimini desteklediğini ifade eden Sarısözen, bu koşullar altında Kürt ulusal birliği yönünde önemli gelişmelerin yaşandığını belirtti.
Başur Kürdistanı’nın Hewler ve Süleymaniye bölgelerinde kitlesel dayanışmaların ortaya çıktığını söyleyen Sarısözen, dünyanın birçok yerinde şimdiye kadar görülmemiş ölçekte protesto gösterileri yapıldığını ve dört parça Kürdistan halkının Batılı ülkelerin halklarıyla bir araya geldiğini ifade etti. Son olarak, Bakur’daki halkın çözüm sürecinin geleceği adına “beklemeye” girmediğinin altını çizen Sarısözen, onbinlerce insanın Nusaybin ile Kamışlo arasındaki sınır tellerini yıkarak Rojava halkıyla buluştuğunu aktardı. Bu görüntü, Kürt özgürlük hareketinin öncülüğündeki dayanışmanın gücünü gözler önüne seriyor.